|
|
MENÜ
NAMAZ
Namaz Hadis Dersleri
Hadis Dersleri 4 | Hadis Dersleri 4 |
|
|
|
|
1.) Sabah namazı ve Ikindi namazının vakti 2.) Zeval vaktinden sonra namaz kılmanın yasaklanması 5.) Ikindi namazını kılmanın önemi 6.) Namazı uyuyarak yada unutarak geçiren kimse 10.) Peygamber (sav)´e salevat getirmenin şekliSabah namazı ve Ikindi namazının vakti Ebu Hureyre´den rivayet Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: „Kim güneş doğmadan önce sabah namazının bir rekatine yetişirse, sabah namazina yetişmiş olur. Kim de güneş batmadan önce ikindi namazının bir rekatine yetirşirse, ikindi namazına yetişmiş olur.“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: Hadis, güneş batmadan önce ikindinin veya güneş doğmadan önce de sabahın birer rekatine yetisen kimsenin bu vakitlere yetişmiş olacağına isaret etmektedir. Bununla birlikte ikindi namazının bir rekatini kıldıktan sonra güneş batıverse, bütün alimlerin ittifakıyla, namaz bozulmaz. O namazın tamamlanması gerekir. Ebu Hanefiye göre; sabah namazı kılırken güneşin doğması halinde namaz bozulmuş olur. 2.) Zeval vaktinden sonra namaz kılmanın yasaklanması Ebu Hureyre´den rivayet Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: „ Sicak şiddetlendiği zaman öğle namazını serinliğe bırakınız. Çünki sicağin şiddeti, cehennemin kürkremesindendir.“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: Metinde gecen „Hacira“ kelimesi, zeval vaktinden sonra güneşin sicakliğini şiddetli olduğu zamandır. Bu vakitte insanlar, sıcaklığın şiddetinden dolayı çalışmayı terk ettikleri için bu ad verilmiştir. Bu Hadis yaz aylarında öğle namazını, ortalık serinleyinceye kadar ertelenmesi tavsiye edilmektedir. Yalniz öğle namazının ortalık serinleyinceye kadar ertelenmesinin hikmetinin ne olduğu konusunda ihtilaf edilmiştir. Bazi alimlere göre, geciktirme, meşakkati uzaklaştırmak içindir. Çünki sıcak, huşuya engel olur. Bazılarına göre ise; sıcağın şiddetlendiği bu vaktin, azabın yayılma vaktı olmasıdır. Bazılarına göre ise, nedenini araştırmak lüzumsuzdur. Çünki namazı serinliğe bırakmayı bizzat Peygamber (sav) bildirmiştir. Bu hükmün; sadece cemaati mi, yoksa tek başına kılanlarıda kapsayıp kapsamadıgı konusu ihtilaflıdır. Fakat hadisin zahirine göre; cemaat ile tek başina kılan kimse arasinda fark yoktur. 3.) Ikindi namazının vakti Hz. Aişe (r.anha)´dan rivayet edilmiştir: „ Rasulullah (sav) ikindi namazını henüz Aişe´nin odasında güneş varken ve gölge Aişe´nin odasında yükselmeden kılardı“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: „Benim odama vurmakta iken„ ifadesi, Peygamber (sav)´in ikindi namazını vaktin başında kıldıgını acıklamaktadır. „Gölge Aişe´nin odasından yükselmeden“ ifadesi; gölgenin odanın içersine yayılmasıdır. „Zuhur“ (= yükselme) kelimesinin; güneşe nispetle odadan cıkmak ve gölgeye nispetle ise odanın içine yayılmak manasında gelmesi itibariyle birbirine zıt degildir. Çünki, gölgenin yayılması, ancak güneş cıktıktan sonra mümkün olur. Hanefilere göre; ikindi namazını vaktin başinda değil de sonunda kılmak müstehabtır. 4.) Sabah namazının vakti Hz. Aişe (r.anha)´dan rivayet edilmiştir: „ Mümin kadınlar, Rasulullah (sav) ile birlikte sabah namazinda örtülerine bürünmüş olarak hazır bulunurlardı. Sonra da namazlarını kıldıkları zaman eve dönerlerdi. (Fakat daha henüz ortalık) alaca karanlık olduğundan dolayı onları hiç kimse tanımazdı.“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: Bu hadis, sabah namazını ortalık iyice aydınlanmadan alaca karanlıkta kılmanın daha faziletli olduğuna delalet etmektedir. Imam Malik, Imam Şafii ve Imam Ahmed b. Hanbel bu görüştedirler. Hanefiler ise; sabah namazını biraz aydınlığa bırakmak daha faziletlidir. Bu görüş, Hz. Ali´den ve Abdullah ibn Me´sud´dan da rivayet edilmiştir. Bu görüş sahiplerinin delili; Rafi´b. Hadic´ten gelen „Sabah namazını aydınlığa bırakınız“ hadisi ile Buhari ile Müslim´in Abdullah ibn Me´sud´dan gelen, „Rasulullah (sav)´i iki namaz haric hiçbir namazı vakti dısında kıldığını görmedim. Bunlar, Müzdelife´de aksam ile yatsı namazı cem etti. O gün sabah namazını da vaktinden önce kıldı“ hadisidir. Kısacası; Hz. Peygamber (sav)´in sabah namazını, bazen alacakaranlıkta ve bazende ortalık aydınladığında kıldığını gösterir. Çünki her iki uygulama da vardır. Bu hadis; kadınlarin mescitlere gidebilecekleri ve erkeklere karışmaksızın namazı müteakip hemen, mescidi terk edip evlerine dönmelerine işaret etmektedir.5.) Ikindi namazını kılmanın önemi Abdullah Ibn Ömer´den rivayet Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: „ Ikindi namazını kaçıran kimse, sankı ailesini ve malını kaybetmiştir.“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel
Ders: Hadis; ikindi namazını kaçırma ve geciktirmenin çok kötü bir hareket olduğuna ve bu duruma düşen bir kimsenin aile ve malını kaybetmiş gibi üzülmeye layık olduğuna işaret etmektedir. Ebu Katade´den rivayet edilmiştir: „ Bir gece Peygamber (sav) ile yolculuk ediyorduk. Topluluktan biri: - Ey Allah´in Resulu! Bizlere bir gece sonu konaklaması yaptırsan, dedi. - Uyuya kalıp, namazı geciktireceğinizden korkarım, diye cevapladı Rasulullah (sav) Bilal: - Ben sizi uyandırırım, dedi. Bunun üzerine yattılar. Bilal´de arkasını, bindiği deveye dayadı. Derken gözleri kapanıp o da uyuya kaldı. Sonunda Peygamber (sav) güneşin dogmasıyla uyandı ve şöyle buyurdu: - „ Ey Bilal, sözün nerede kaldı?“ Bilal.“ Üzerime böyle bir uyku hiç çökmedi“ diye cevap verdi. Rasulullah (sav) şöyle cevap verdi: „ Yüce Allah, ruhlarınızı dilediği zaman kabzeder, dilediği zaman geri gönderir. Ey Bilal! Kalk, insanlara namaz icin ezan oku“ buyurdu. Daha sonra Rasulullah (sav) abdest aldı ve güneş yükselip beyazlaşınca kalktı, kafileye cemaatle namaz kıldırdı.“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: Bu hadis, geçmiş namazların kazasında Ezan okumanın meşru olduğunu, sabah namazının sünnetinin farzıyla birlikte öğleye kadar kaza edilebileceğini ve uyku ya unutma sebebiyle namazı vaktinden sonraya bırakmakta günah olmadıgını göstermektedir.7.) Gecmis namazin kazasi Enes bin Malik´ten rivayet Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: „ Kim bir namazı kılmayı unutursa, onu hatırladıgı zaman kılsın. O namaz için bundan başka kefaret yoktur“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: Hadis; unutlularak vaktinde kılınmayan namazın, hatırlandığı zaman kaza etmekten başka bir kefaretinin olmadığını belirtmektedir. Yalnız unutulduğundan dolayı günahkar olmaz. Kerahet vaktı disinda hatırladığı zaman o namazı kılması gerekir. 8.) Cemaatin imama uyması Enes bin Malik´ten rivayet - Peygamber (sav) bir attan düşüp vücudunun sağ tarafı zedelenmişti. Bunun üzerine biz, ziyaret icin onun yanına girdik. Derken namaz vakti geldi. Peygamber (sav) bize oturarak namaz kıldırdı. Namazı bitirince Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştu: „ Imam ancak kendisine uyulmak için imam olmuştur. O tekbir aldığı vakit zaman, sizde tekbir alın. Secde ettiği zaman siz de secde edin. Başını secdeden kaldırdıgında sizde kaldırın. Imam „Semiallahu limen hamideh“ dedigi zaman, sizde „ Rabbena ve lekel hamd“ deyin. Imam oturarak namaz kıldıgında sizde toptan oturarak namaz kılın“ Müslim
Ders: …. Şafii ve Hanefilere göre ayaga kalkamayan kimsenin arkasında namaz kılmak caizdir. Yalnız cemaatin namaza ayakata kılması şarttır. Bu konuda Buhari ile Müslim´in Hz. Aişe´den rivayet ettikleri Peygamber (sav)´in son hastalığında ayakta kılmakta olan Ebu Bekr´in soluna gelip oturarak yerden namaz kıldırdığına dair olan Hadisi delil getirmiştir. 9.) Namazda Teşehhüd okuma Abdullah Ibn Me´sud´tan rivayet „Rasulullah (sav), bana, teşehhüdü, Kuran´dan bir sure öğretir gibi öğretti: „ et-tahiyyatu lillahi ve´s-Salavatu ve´t-Tayyibatu es-Selamu aleyke eyyuhe´n-Nebiyyu ve Rahmetullahi ve Berekatuhu es-Selamu aleyna ve alá ibadillahi´s-salihin eşudu enla ilahe illallah ve eşudu enla Muhammeden abduhu ve resuluhu“ Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: „Teşehhüd“ kelimesi, sözlükte –şehadet getirme- anlamına gelir. Şehadet getirmeden kasıt ise, Kelime-i Şehadet´i söylemektir. Bir de teşehhüd, bir namaz terimi olarak; ka´delerde (=oturmalarda) okunan ve içersinde Kelime-i Şehadetin de yer aldıgı özel bir duadir. Bu nedenlede namazda bu duanın okunan bölümüne, teşehhüd denilmistir. Teşehhüd duasi; Rasulullah (sav)´in mirac yolculugu sırasında yüce Allah ile yaptığı konusmayı anımsatmaktadır. Şu halde „müminin miracı“ nitelendirilen namazdaki teşehhüd , ruhen ve kalben rüsyan olan müminlere, günde beş vakit, Rasulullah (sav)´in kulluk hayatindaki en zivre olan mirac safhasını yaşatmaktadır. Selam: Allah´in güzel isimlerin(=Esma-i Hüsna) dir. Bir kimseye „es-selamu aleyke“ denildigi zaman bu şu demektir: Selam olan Allah, seni gözetir ve muhafaza eder. Allah selameti, kullarıina verir. Bizzat kendisi selamate muhtac değildir.‘ Afet ve tehlike gelmesi mümkün olanlar için kullanınlanan bu lafzin, bizzat Allah için kullanılmasi doğru degildir. Bu sebeble Rasulullah (sav), sahabilerini, böyle söylemekten men etmiştir.„Tahiyyat“ kelimesi, -Tahiyye- kelimesinin çoğuludur. Manasi, selamdır. Ayrıca Beka, azamet, afet ve kusurlardan selamet ve mülk manalarına gelir.„Salavat“ kelimesi hakkında değişik manalar verilmiştir. Bu manalari şu şekilde özetlemek mümkündür. Beş vakit namaz, bütün şeriatlerdeki her türlü farz ve nafile, bütün ibadetler, dualar ve rahmet.„Tayyibat“ sözün güzeli ve „Allah övülmeye alyıktır“ demektir. Bunu, Allah´a zikir, dua ve övgü gibi salih sözler ve salih ameller diye manalandırılanlarda vardır.Tahiyyatin ve kavli ibadetler, Salavat´in fiili ibadetler ve Tayyibat´in ise mali sadakalar oldugunu söyleyenlerde vardır. Başka bir rivayette:“ Bundan sonra (namazda) dilediğini istemekte serbesttir“ ifadesi yer almaktadir. Müslim Ders: Bu ve benzeri ifadeler; namaz kılan kimsenin teşehhüdden sonra dilediği duayı yapabileceğini göstermektedir. Fakat Kuran lafızlarına benzeyen ve Paygamber (sav) ´den rivayet edilen dualardan istediğiyle dua edilebilir. Yalniz fesaddan sakınmak icin insanlarin sözlerine benzeyen seylerle dua edilmez.10.) Peygamber (sav)´e salevat getirmenin şekli Ibn Ebi Leyla´dan rivayet „Bana Ka´b b. Ucre rastlamisti. Bana dedi ki: „ Sana bir hediye takdim edeyim mi? Bir defasinsa Rasulullah(sav) yanimiza cikip gelmisti. (Ona: ) - ‚Ey Allah´ın Rasulu! Sana nasıl selam vereceğimizi ögrendik. Fakat sana nasıl „salat“ okuyacağımızı bilmiyoruz‘ dedik. Rasulullah (sav) de: ‚ Allahım Muhammede ve Onun aile halkına, İbrahime salat buyurdugun gibi salat eyle. Şüphesizki sen, Hamid ve Mecid sin. Allahım! Muhammede ve onun aile halkına, İbrahime ihsan eylediğin gibi bereket ihsan eyle. Çünkü sen Hamid ve Mecid sin .‘ dedi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ibn Mace, Ahmed b. Hanbel Ders: „Salat“ rahmet ve dua anlamına gelmektedir. Burada Salát hem Hz. Peygamber (sav)´e ve hemde onun aile halkına yapılmaktadır. Hz. Peygamber(sav)´e Salát getirilmesinin nedeni hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Namaz dışında Hz. Peygamber(sav)´e salát getirmenin hükmü ihtilaflidir. Hanefiler bu konuda Ahzab:33/56 ayetini göz önünde bulundurarak ömürde bir defa salavat getirmenin farz, bunun dışında her anıldığında salavat getirmenin vacip ve mecliste birkaç defa anıldığında her defasinda salavat getirmenin müstehab oldugu görüşündedirler. Ahzab 33/56 ayeti nazil olunca, sahabeler, Hz. Peygamber (sav)´e gelip salavat getirmenin keyfiyetini sormuşlardı. Hz. Peygamber (sav) ´e sorunan sorunun „salavat nedir“ tarzında değil, „ sana nasil salavat okuyalım“ şeklindedir. Bu ifade, sahabilerin salavat konusu hakkinda bilgilerinin olduğunu, fakat, salavatın keyfiyetini öğrenmek istediklerini gösterir. Hanefilere göre, teşehhüdden sonra, Salli-Barik okumak vacip değil, sünnettir. „Muhammedin aile halki“ ifadesinden maksadın ne olduğu hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bunları şöyle özetlemek mümkündür :1.) Rasulullah´a yakınlıgından dolayı kendisine Zekat verilmesi caiz olmayanlar, bunlarda kim oldugu konusunda ihtilaf edilmiştir. a.) Sadece Haşim oğullarb.) Haşim ve Muttalibin oğullarıc.) Hz. Fatima ile Hz. Ali´nin çocukları olan Hasan ve Hüseyin´in soyundan kıyamete kadar gelcek olan nesil 2.) Kayıtsız şartsız Hz. Peygamber (sav)´e yakınlığı olanlar 3.) Kiyamete kadar Hz. Peygamber (sav)´in izinden giden bütün müslümanlar4.) Müslümanlarin takva sahibleriYalniz bu kelimeyle; duada ümmet, övgüde takva sahibleri, Zekat konusunda kendilerine Zekat verilmeyenler kast edilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Ey Allah'ım!
Amellerin hesap olunacağı gün beni,ana-babamı ve mü'minleri bağışla!
Ey Rabbim!
Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle "
Avrupadaki camileri ve vakıfları kategorik rehberimizde aramak için buraya tıklayınız . Caminizi yada vakfınızı rehbere eklemek için buraya tıklayınız

Sorularınız 24 saat içinde uzman din görevlileri tarafından cevaplandırılacaktır. Sorucağınız sorular ve alacağınız yanıtlar yayınlanmayacaktır. Soru sormak icin buraya tiklayiniz . Hazır fetvalari okumak icin buradan bakınız.
Sevgili çoçuklar! Burada sizler için özel seçilmiş oyunlar var. Oynayarak dinimizi öğrenin. Haydi oyuna!